SAHİLDEKİ İŞLETMELERE BİR FIRSAT DAHA…
27 Ağustos 2009 Yazan Kalem
Kategori ALİ TÜRKHAZ, YAZARLARIMIZ
Comments Off
Sonunda pozitif akıl galip geldi.
Çamlıçay’dan Çeşmealtı’na kadar olan sahil yarım asırdan beri sorunlu olmuştur.Kıyı kenar çizgisi ve bu bölgedeki imar kısıtlaması yüzlerce davaya yol açmıştır. Uygulamadan doğan haksızlıklar da işin tuzu biberi olmuştur. Şimdi mülk ve yerel yönetimin sağduyulu kararı ile bu yıkım bir süre daha ertelenmiştir.
Bu şerit içinde kalan on’larca irili-ufaklı tesis ve işletme mevcuttur. Alınmış yıkım kararları da mevcuttur ama gerek belediye ve gerekse hazine bunun için gerekli infaz prosedürünü tamamlayamamıştır. Yıkım bir taahhüt ve ihtisas işidir. İhale ile iş bir müteahhide verilememiş, daha doğrusu uygun bir teklif alınamamıştır.
Mülki idare ve yerel yönetim ise hele hele muhbir vatandaşın bir yayını ile görevi ihmal ya da kötüye kullanma gibi suçlamalar altında kalmamak için her sezon başında bu yıkım ve idari para cezası uygulamasına başvurmaktadır. Bu başvurular, ihbarlar, tebligat rutin hale gelmiştir.
Ama aklın yolu bir’dir. Milli gelir ve yumurtlayan tavuk olan bu işletmelerin yıkımının kimseye yararı yoktur.
Halkın çağdaş olanaklar içinde deniz ve güneşten yararlanabileceği, birçok mahkeme kararı ile geçerliliğini yitirmiş, 1988 yılında yapılmış kıyı kenar çizgisi günün koşullarına göre yeniden çizilmelidir. Karşıyaka-Alsancak-Konak-Güzelyalı-N.Dere ve Güzelbahçe benzeri bir rekreasyon uygulaması için plastik-gezi ve halk plajı ağırliklı bir imar çalışması başlatılmalıdır. Bu konuda işbirliği şart, aklın yolu bir’dir.
O ZAMAN DAHA ZORDU!
27 Ağustos 2009 Yazan Kalem
Kategori ALİ TÜRKHAZ, YAZARLARIMIZ
Comments Off
Zaferlerle taçlandırdığın savaşlarını tarih kitaplarından, resmini duvarlardan, adını – soyadını belleklerden siliyorlar .
Sana karşı isyanlar çıkaran bölgeler eski Kürtçe adlarına kavuşturuluyor. Türklere sövmek çoktan suç olmaktan çıktı. Mülk’ün temelinde bıçak kemiğe dayandı. Ordu susturuldu.Üniversiteler dut yemiş bülbül kesildi. Çete kurma suçlamalarında artık iddianamelerde senin adın da geçmeye başladı. Sen laik Cumhuriyeti kurarken din adamlarını yanına alarak bilgelik yapmıştın ama onlar şimdi ülkeyi imam-hatip mezunu ve kökenli yöneticilerle ele geçirdiler.
Yakındır Cuma günlerinin tatil olması. Büyük şehirlerde bile yoğunlaştı mahalle baskısı.
Ne olur bir sefer de İzmir’den çık Anadolu’ya. Bir 18 Mart sabahı gel, bir 9 eylül gecesi, bir 26 Ağustoş şafağından sabah ezanı okunurken yada 30 Ağustos gece yarısından sonra saat:03.00 de gel. Başka bir tarih de olabilir ama yanına aziz şehitleri de al da gel. Çok özledik sizleri be.. Çook.
Bir duadır bu yakarış Tanrıya en kalbi duygularla söylenen. Biliriz ki sen onun sevgili bir kulusun. Türklerin ATAsı’sın.
Büyük Taarruz Ve Zaferimizin 87. Yıldönümü Damarında Türk Kanı Olan, Türkiye Sevdalısı Olan Herkese Kutlu Olsun!
MUHABİRİMİZE SALDIRI
19 Ağustos 2009 Yazan Kalem
Kategori ALİ TÜRKHAZ, YAZARLARIMIZ
Comments Off
Geçen sayımızda haber konusu yaptığımız Nebioğlu ile ilgili haber üzerine gazetemizin yayın yerine gelen bir bayan elinde kimliği ve gazetemizle öfke içerisinde kendisinin hem ABD hem de TC pasaportu olduğunu bu ülkeye 50 milyon dolar yatırım yaptığını söyledikten sonra önce «Ben Kürt´üm, sonra düzelterek defalarca Türk´üm, yalan söylüyorsun, yalancısın» diyerek hakaret etmiş ve beraberindeki bir kişiyle ayrılmıştır. Olay hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup soruşturma devam etmektedir.
Muhabirimize saldırıda bulunan zihniyetten aşağıdaki sorulara yanıt vermesini bekliyoruz.
1-Hazineden alınan taşınmaza iki etapta ödenen meblağ nedir?
2-Kaç metrekare yer satın alınmıştır?
3-Bu işyerinde çalıştığı bildirilen 350 kişinin kaçı Urlalı kaçına SG Primi ödenmektedir.
4-Şirketin yabancı ve yerli ortakların payları yüzde olarak ne kadardır ve % kaçı ABD uyrukludur?
5-İnşaat oturma aşamasına geldiğinde 9 mu yoksa 22 mi bağımsız bağım olarak oturma izni alınacaktır?
6-inşaat hafriyatı kaç bin ton olarak gerçekleşmiş ve nereye dökülmüş, hangi hafriyat şirket ya da şirketlerine kaç lira bedel ile taşıttırılmıştır?
7-Kıyı kenar çizgisi içinde kalan alan içinde yapılacak günübirlik girişlere izin verilecek midir
8-Şirket kasasından ödenmiş 750.000, 1 milyon ve 1,5 milyon dolar gibi ödemeler var mıdır, hangi kalemlerden ödenmiştir?
9-Yeni Asır gazetesine verilen haber-haber mi, advetoryal reklam mı, reklam mıdır?
10-Sorular hangi tarafça düzenlenmiş yanıt hangi tarafça verilmiştir?
11-Metninizin sonundaki kaşe sizce neyi anlamlandırmaktadır?
a-Bir röportaj
b-Şirketçe yazılmış metnin gazetece çözümlenmiş ve tasarım öncesi hali
c-Reklama esas advetoryal haber metin iletisi
Bu sorularımıza yanıt verildiğinde ve doğruluğu anlaşıldığında ilk çıkan nüshamızda yayınlayacağımızdan emin olunuz.
DEMOKRATURLA
Yayın Tarihi : 19 AĞUSTOS 2009
Çeşmealtından Çeşmealtı´na mektup var!
19 Ağustos 2009 Yazan Kalem
Kategori GEZELİM GÖRELİM, URLA'DAN
Comments Off
Sayın Urla Belediyesi,
Yanı başımızda Alaçatı var… Çeşme var… Coğrafyaları avantajlı… Topografya avantajları var…
Çeşme’ye 1960′li yıllarda ‘ticaret ile zenginleşenlerin başlattığı’ yazlık ev yaptırma fırtınalarına, son 30 yılda ‘zenginlesen burjuvazi-bürokrat-herkes’ katildi… İstanbul ticaret sermayesi de katılınca, Çeşme bir kent, Alaçatı da şirin mi şirin bir yüksek standartlarda, kent alt yapısına yakin olanaklarla donanmış, dünya koyu oldu’…
Çeşmealtı ne oldu? Çeşmealtı’na ne oldu?
Çeşmealtı’nın gelişmesini engelleyenler mi var?
Çeşmealtı ‘nın, sahilini,’ poposuna bir tekme atılmış ve tepeden aşağı goy ve gitsin, pislik ve kaos, ilkesizlik ve çirkinlik ile tanınsın da hiç kimse buraya gelmesin.. Diye mi bu halde tutuyoruz?
Eğitimsiz ve yaşam kalitesi talep etmeyenlerin coğrafyası mı burası?
Sahil’in dibine altı katlı bina yapılmasına, sahile beş metre uzaklıkta sözde yazlık evler yapılmasına kim ne zaman izin verdi?…
En çok albenisi olması gereken yere, dolmuş durağı kondurulabilir mi?
Balıkçı barınağının durumu tam bir aymazlık…
Hele de bir Atatürk büstü!!!! var… Tam da bir milletvekilinin evinin karşısında… Ne Atatürk’e benziyor, ne de pirinç harfleri sökülüp eve götürülmekten kurtarılabilmiş… Tam bir rezalet…
Nedir bu çöplük ve çirkinlik manzarası?
Akıllara ziyan…
Esnaf ile konuşuyorum, yazlıkçılar ile de: Onlar, ‘burada hiç bir şey düzelmez… Sen bu işlerle uğraş… köylü kurnazlığı ile topu bana ve taca atmaktalar…Türkiye çapsızlık ülkesidir..’ anlamında, herkesin ağzında bir ‘BURASI TÜRKİYE’ lafı…Rezalet ve utanç verici.
Belediye Başkanlığı yapan birisi, sahile bakan evinin önünden denize neden giremediğini hiç mi sorgulamadı geçen 30 yıl boyunca…? Sahildeki kumsalın üstüne, dehşet verici bir yanlışlıkla 40 yıl önce yapılmış, araçların son sürat gidip – geldiği, çapsızlık, kabalık ve gürültü saçtığı YOLU, iptal etmek ve plajı geri getirmek, trafiği arka yola almak hiç mi aklınıza gelmiyor..????
Naylon torbaların havada uçuştuğu bir sahil mi olur? İnsanların kafalarına estiği gibi davrandığı, şişeleri kırıp, etrafı kirlettiği sahil mi olur? Bir kaç kişiyiz o kırık şişeleri, naylon torbaları, pet şişeleri toplayan…99 kişi kirletiyor, bir kişi temizliyor..Neden? Çünkü insanları disipline davet eden bir çevre düzenlemesi yok… Neden mimarlık diye bir meslek ve disiplin vardır? Neden? İnsan yaşamına estetik ve disiplin konsun diye…
Didim’de, Marmaris’de, Fethiye’de, Bodrum’da, yüzlerce Türkiye beldesinde kaliteli işler oluyor: güzel şeyler yaratmak için… Halk, eğitilmediği zaman, Çeşmealtı manzaraları çıkar… Ortaya… Yolunuz hiç mi Eskişehir’e düşmedi? Hiç mi görmüyorsunuz Çeşmealtı’nın yığın yığın pisliklerini, terk edilmişliklerini, moloz yığınlarını…
Yazık değil mi..?
Ben, Hollanda, İsveç, Japonya köylerine imrenerek mi geçireceğim ömrümü?
Bırakalım başka ülkeleri, Çeşmealtı’nın topoğrafyasına ‘ azıcık sahil düzenlemesi, azıcık trafik düzenlemesi ile burası bir dünya köyu olur da biz de parayı nereye koyacağımızı bilemeyiz…
Eğer konu para ise…
Yok, eğer konu, yüksek standartlarda bir beldede yaşamak ise,
Haydi bre, haydi bre…
Saygılarımla.
Not: Urla’nın ‘ sorunlarını ‘ yok sayarak, her gün önünden geçerek yaşamak da, ayrı bir ‘az gelişmişlik manzarası’…Onu da bir sonraki yazımda göndereceğim…
Metin Özçiçek
Em. Fransızca Öğretmeni – Em. Turist Rehberi
Okur – Yazar – Düşünür – Sorgular – En iyi ve en güzeli ve en temizi yaratır – konuşmaz yapar.
Denizli Mahallesi – URLA
ORADA BİR OKUL VAR UZAKTA İLGİ BEKLİYOR!
ADI: OSMANLI İMPARATORLU ERKANI HARBİYEİ UMUMİ REİSLİĞİ KURMAY BAŞKANI MUSTAFA KEMAL : 15 MAYIS 1919 GÜNÜ İSTANBULU İNGİLİZLERİN İŞGALİ ÜZERİNE SAMSUN´A HAREKET EDEN TÜRKİYE CUMHURİYETİ´NİN KURUCU VE KURTARICISI
ADI: KAZIM DİRİK : MUSTAFA KEMAL´İN SAMSUN´A MÜFETTİŞ OLARAK GİTMESİ İÇİN GÖREVLENDİRİLMESİNDE ÖN AYAK OLAN VE BUNU SAĞLAYAN OSMANLI PAŞASI
ADI: KAZIM DİRİK İLKOKULU: CUMHURİYETİN KURULMASINDAN SONRA TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN CUMHURBAŞKANI OLAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK TARAFINDAN KURTULUŞ SAVAŞINDAKİ YARARLILIKLARI NEDENİYLE İZMİR VALİLİĞİNE GETİRİLEN VE ATATÜRK´ÜN EMRİYLE URLA UZUNKUYU KÖYÜNDE YAPILAN İLKOKULA VERİLEN AD.
TARİHÇESİ : Urla Uzunkuyu Köyünde bulunan bina, Alaçatı taşı kullanılarak 1930 yılında temeli atılmış ve 1933 yılında eğitim hizmetine başlamıştır.
1933 yılından 1979 yılına kadar ilkokul olarak kullanılmış ve bu tarihten sonra ortaokul olarak hizmet vermeye devam etmiştir.
1992 yılında yıkılmaya yüz tutmasıyla terk edilmiş ve o günden bu yana onarımı için Çevre ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun engelini aşmak üzere İzmir İl Genel Meclisi Köylere Hizmet Birliği ve Koruma Kurulu ile İlçe mülkî Amiri, il ve ilçe eğitim yetkilileri ile il genel meclisi üyelerinin ilgilerini beklemektedir.
Arz olunur.
ÇETE
19 Ağustos 2009 Yazan Kalem
Kategori ALİ TÜRKHAZ, YAZARLARIMIZ
Comments Off
Herkesçe bildik bir kavram. Kurtuluş Savaşı yıllarında istilacı düşman yayılmacılığı karşısında direnen, kendi gibi yürekli, vatansever köylüleriyle birliktelik oluşturup dağlarda konuşlanan ve kontrgerilla savaşı ile çevresindeki saldırıları önlemeye çalışan vatanseverler topluluğu.
Kavramı tersyüz eden bazı kişilerce alıntı
yapılarak aynı çıkar hedefleri doğrultusunda yasaya aykırı faaliyetlerde birliktelik ve çıkar
ortaklığı kurarak yasaya aykırı güç birliği oluşturan başka bir illegal topluluk.
Başarılı olduğunda,hedeflerine ulaştığında bir saadet zincirinin paylaşımı mutluluğu.
Başarısız olduğunda ise çevresinde haberli – habersiz, bilgili –bilgisiz,ilgili – ilgisiz kim varsa kim varsa hepsini yaş ya da kuru ayırmaksızın yakan ateş topu.
Bir yeraltı örgütü. Amacı kutsal ya da illegal. İlki meşruiyetini yitirmiş, halka zulmeden, dar bir çevrenin egemen olduğu bir yönetime karşı ölümü göze almış bir vatansever ordusu olarak çıkar karşımıza. Celal Hoca’ların, adları ünlenmiş nice efe ve zeybeklerin oluşturduğu topluluklar ve bunları birleştirerek düzenli ordu yaratan Gazi Mustafa Kemal’in yarattığı kutsal çete.
Öteki ise yasaların herkese eşit uygulanmasından rahatsız,
ayrıcalık istençli,yasal olmayan işlemlerin bir çıkar karşılığı (para,erk,vs) gerçekleştirildiği, olağan akışı içinde gerçekleşeceği bilindiği halde kolaylaştırma ya da çabuklaştırma için elde edilen haksız çıkar çetesi.
Çekirdek kadrosu o eylemin yapılacağı alan içindeki aracı ve alıcılar. Ama asıl potansiyel o alana işi düşen kimseler ve yapılacak yolsuzluğun kaynağındaki aracı ile bağlantı kuran asalak aracılar.
Ortam genellikle resmi kurum koridor ve çevrelerindeki halka açık yerlerle, danışmanlık ve aracı yasal hizmetler için kurulmuş ofisler.
Lüks taban, tavan ve duvarlar, ileri teknoloji,sessizlik ve alabildiğine konfor.
Kurbanları ise bütün bu iğrençliğin ayracında olmadan, sırf iyiniyetli olduğu ve ÇETE üyesini tanımadığı ve varlığını kavrayamadığı için genellikle kamu görevlisi olan saf insanlar. Bu son satırlar elbette ikinci anlamdaki ÇETE kavramı için geçerli.
Yoksa birinci anlamda tanımladığımız çeteye ceza verebilmek için iki çete arasındaki amaç ve hedef hukuksal anlamda suç işleme bilinci ayracını yapmadan yargı kurabilecek yargıç
çok şükür doğmadı henüz anasından.
Ha, şu anda her iki çete kavramına giren örgüt ve bireyleri için uygulanmakta olan işlemler için yapılanlara bir ad mı vermemiz gerekiyor?
Birinin adı Malta Sürgünleri öteki ise çıkar sürüngenleri.
Hoşçakalın.
DİKİZ AYNASI MI DENİZ ANASI MI?
18 Ağustos 2009 Yazan Kalem
Kategori ALİ TÜRKHAZ, YAZARLARIMIZ
Comments Off
Hafta başında Fatih Çekirge’nin bir yazısını okudum Hürriyet’te.
“Dağlardaki İlk Açılım”
Aşağıda fotoğrafını yayınlamak zorunda kaldığım kişi için “dikiz aynası”deyimini kullanmış.
Bu kişi şu ana kadar TBMM içinde parlâmenter olarak
bulunuyor ve Öcalan ile PKK arasında dikiz aynası görevi yapmakta.
Güneydoğudaki tüm anarşist eylemlerin önce ve sonrasında bu deniz anasını görürsünüz.
Türk Devletine karşı,TSK ne karşı ,ülke bütünlüğüne karşı tüm eylemlerde bir CANLI BOMBA dır. Güvendiği dağda ABD ile AB baskısı sonucu giyindiği dokunulmazlık zırhıdır.
Ne yazık ki güneydoğu politikasında verilen ödünlerin sonunda “TC ye geri adım attırılmış” görüntüsü verilmektedir.
Bunun en önemli belirtilerinden biri bu bölgede yakın zamana kadar dağlarda beyaz taşlarla ya da beyaza boyanmış büyük yazılarda dağ yamaçlarına yazılan “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” yazıları kaldırılmış ve “ÖNCE VATAN “yazıları yazdırılmıştır.
Bunun adına da MAKUL DEVLET kılıfı giydirilmektedir.
Bahçesaray’daki bu manzara başka yerlerde varsa ve böyle bir değişiklik yapılmışsa, Türk ordusu bu değişimin neresindedir, yöre halkı neresinde? Ulusalcı geçinen sosyo-siyasal ve sosyo-kültürel çevreler nerededir?
Bu olay doğru ise AÇILIM adı altındaki yutturmacanın ikinci SEVR´e son adım olacağının farkında mıyız?
Ardından ermeni iddiaları ve TC sınırları içinde bir KÜRDİSTAN dan sonra ERMENİSTAN ve gelsin ötekiler. Her şey serbest.
Yasak olan sadece TÜRK ve Türklük ile ilgili tarihsel izler.
Açılın,açılın,önünüzde gördüğünüz dikensiz gül bahçesi gibi görülmekte ise de yanılıyorsunuz. Bu ülkeyi sonu gelmeyen iç savaşlara,yeni soykırımlara,kurtarılmış bölgelere,mahalle baskılarına,emperyal işgallere en hafifİnden peşkeş çektiğiniz belli.
Bu konularda bazı aydınlar (!) ımız ile ilgili olarak Bekir Coşkun›un bir yazısını aşağıya aktarmakla yetiniyorum.
***
İyi ki bu aydınlar var…
AYDINLAR(!) AKP’nin “Kürt açılımını” destekliyorlar.
Tıpkı “Kıbrıs açılımı”nda, “AB açılımı”nda, “Ermenistan açılımı”nda olduğu gibi.
Tümü fiyasko ile sonuçlandı…
Kıbrıs daha da mağdur, Ermenistan’a olan kapılar da kapandı, ortaçağ yaşam biçimini dayatıp, pisuvarları dahi söktüren bir zihniyetle, Türkiye şimdi AB’ye daha da uzakta…
*
Sıra “Kürt açılımı”nda…
Bir kere; Kürtler bizim vazgeçilmez parçamızdır.
Kürtler “Türk” tanımını istemiyorlarsa, gerekirse biz “Kürt” oluruz… Tıpkı “Hepimiz Ermeni” olduğumuz gibi…
Nitekim bu ülkede bin senedir kimsenin aklından Kürt-Türk ayrımı geçmedi.
*Ama bakın; AKP “Kürt açılımı” dediğinden ve aydınlar(!) da destek için koştuklarından bu yana, Türkiye daha bölük pörçüktür…
Bir defa Kürt vatandaşlarımızı PKK ile aynı kefeye koydular…
İşte; koca Türkiye, “bebek katili” diye yargılayıp müebbete mahkûm ettiği Apo’dan “yol haritası” bekliyor…
İyi mi?..
Ama devletin “açılımı” ise nedir, henüz bilen yok…
Bir tek adı belliydi, onu da önce “Kürt açılımı”, sonra “demokratik açılım” şimdi de “milli bilmem ne” diyerek tam üç kez değiştiriverdiler…
“Açılım” için “Aman kaçırmayalım, kaçıyor…” diyen Cumhurbaşkanı sessizliğe büründü, gıkı çıkmıyor…
Başbakan, açılımı görüşürken “Başbakan” olmaktan çıkıp “AKP Genel Başkanı olarak” kimlik değiştiriyor…
Bu nasıl açılım?..
Böyle örtülü, böyle gizli hesaplı, böyle esrarengiz…
Böyle karanlık…
Böyle kuşku ve korku dolu ve basiretsizce bir “açılım” Türkiye’ye güven ve huzuru getirebilir mi?..
Nasıl?..
*
Aydınlara(!) gelince:
Onların çoğu bir zamanlar solcuydu.
Solu bitirdiler…
Şimdi AKP’li oldular…
AKP’yi bitirecekler, sağ olsunlar…
YENİ URLA EMNİYET MÜDÜRÜ GÖREVE BAŞLADI

Urla Emniyet Müdürü Müjdat Karagöz görevini Menemen Emniyet Müdürü Murat Tosun’ a devretti.
Urla’da iki buçuk yıl Emniyet Müdürü olarak görev yapan Müjdat Karagöz’ün İzmir Emniyet Müdürü Bütçe, İnşaat – Emlak, İkmal ve Seferihisar’dan sorumlu yardımcılığına atanmasından sonra yerine Menemen Emniyet Müdür vekili iken terfi eden Murat Tosun atandı. Daha önce altı yıl Çeşme Emniyet Müdürü yardımcılığı yaptıktan sonra Dikili ve Menemen’de Emniyet Müdürlüğü görevlerinde bulunan Murat Tosun evli ve iki çocuk babası.
Yeni Emniyet Müdürü Murat Tosun yaptığı açıklamada; “9 yıldır İzmir’de görev yapmaktayım. 6 yılım Emniyet Müdürü Yardımcısı olarak Çeşme’de geçti. Urla’yı tanıyorum. Ayrıca Dikili ve Menemen’de Emniyet Müdürlüğü görevlerini yürüttüm. 24 saat görev başında olacağım. Sorun çözme makamı olduğumuzun farkındayız. Tüm Urla halkına selam ve sevgilerimi gönderiyorum” dedi.
Basın açıklamasının ardından iki emniyet müdürü Urla Kaymakamı Şahin Bayhan’ı makamında ziyaret ederek tanışma ve görevi hakkında görüş alışverişinde bulunulduktan sonra kaymakam Bayhan her iki müdüre de yeni görevlerinde başarılar diledi.


