URLA ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL KURUL TOPLANTISINI YAPTI
Urla Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu’nun 23.04.2009 gün ve 45 nolu toplantısında aldığı karar gereğince 24.05.2009 günü yapılan birinci toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamaması nedeniyle 7. Olagan Genel Kurul Toplantısı 31.05.2009 günü Nazar İş Merkezi Sinema Salonu’nda yapıldı.
Saat 13.00’de açılışın ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasına geçildi. Urla Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yanar’ın konuşmasını raporların okunması ve müzakereler izledi.
Toplantıda, bugünkü toplantıya katılan üyelerin içinden görev almak isteyenlerden oluşan çarşaf liste oylandı. Altmışaltı üyenin oy kullandığı seçimde, yönetim kuruluna Ali Yanar, Hüseyin Günyel, Bülent Onat, Arzu Anu, Munise Yıldırım, Naci Doğan ve Veli Çıtak asil üye olarak seçildi.
Yeni yönetim kurulu 01.06.2009′da (yarın) ilk toplantısını yaparak görev dağılımı yapacak.
KUVVA-YI MİLLİYE HAFTASI
Ilk kuvvayi milliye urla
19 Mayısı kapsayan haftanın Kuva-yı Milliye haftası olması nedeniyle, Demokrat Urla Gazetesi araştırmacı yazarlarının ve konuya vakıf üniversitelerin araştırmaları neticesinde İlk Kuvva-yı Milliye teşkilatının Urla’da kurulmuş olduğu ortaya çıktı. İlgili videomuzu izleyiniz.
TANJU OKAN ÖLÜMÜNÜN 13. YILINDA SEVENLERİ TARAFINDAN ANILDI

Ünlü ses sanatçısı Tanju Okan ölümünün 13. yılında Urla ilçesindeki mezarı başında ve anısına yaptırılan parkta düzenlenen törenle anıldı.
Urla Belediyesi tarafından düzenlenen törene Urla Belediye Başkan Vekili Bahri Yalaz, İzmir Sevenler Platformu Sözcüsü Sancar Maruflu, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve Tanju Okan’ın sanatçı dostları ve sevenleri katıldı.
Tanju Okan’ın mezarının bulunduğu İskele Mezarlığında başlayan törende sanatçının Urla’ya ve sanata olan katkıları ve sanatçı dostların Tanju Okan ilgili anılarını anlattılar.
Yorgo Seferis Nikâh salonunda, Tanju Okan’ın sağlında yapılmış röportaj sinevizyon gösterisi ile katılanlara izlettirildi.
Tanju Okan Parkında devam eden törende Urla Belediyesi tarafından katılan sanatçılara birer şilt hediye edildi.
KİMDİR?
1938 yılında dünyaya geldi. Liseyi Balıkesir’de bitirdikten sonra yurtdışında şan eğitimi aldı ve 1961 yılında Ankara’da profesyonel müzik hayatına başladı. 1962’de İstanbul’a geldi ve Müfit Kiper Orkestrası ile birlikte çalışmaya başladı. 1964 yılında hayatının dönüm noktalarından biri olan Erol Büyükburç ve Tülay German’la birlikte Balkan Melodileri Festivali’ne katıldı. Hemen ardından da ilk plağını çıkardı. Bu plak Sahibinin Sesi’nde çıktı. Daha sonraları Okan; Odeon, Arya, Regal, Fonex, Philips, Yonca, Diskotür, Balet, Nova, Gönül, Sinyal ve İstanbul Plak ile çalıştı.
Türk Pop’unun 60′lı yıllarını şekillendiren iki çok önemli eğilim vardı; Birincisi, Sezen Cumhur Önal ve Fecri Ebcioğlu’nun başını çektiği “yabancı şarkı üzerine Türkçe söz yazma” eğilimi, diğeri ise Balkan Melodileri Festivali ve Altın Mikrofon Yarışması’nın iteklemesiyle “Türkülerin aranje edilmesi”ydi. Tanju Okan, Milli Orkestra’nın bir solisti olarak aranje edilmiş türkülere yer verir ilk plakla-rında. “Atmaya yürek” gereken “kum” hemen ikinci plakta “kunduraya dolar”. Artık Türk Popu’nun efsanevi söz yazarlarından biri haline gelmiş Fikret Şeneş, ilk Türkçe şarkıyı Tanju Okan için yazar: “İki Yabancı”… Fecri Ebcioğlu da aynı şarkıyı (Strangers in the Night) aynı isimle Ajda Pekkan için yazmıştır.
70’li yıllarda Ergin Bener ve Hü-meyra, Melodi Plak’tan ayrılıp kurdukları Yonca Plak’ın ilk plaklarından birini Tanju Okan’a yaptırırlar: “Hasret”… Moustaki’nin ünlü şarkısı “Le Meteque”in Türkçe versiyonu olan bu parça o güne kadar-ki en büyük Tanju Okan hit’i olmakla kalmaz, Türk Popu’nun da en önemli şarkılarından biri olur.
1975 yılında “Bütün Şarkılarım” albümünü çıkardı. Bundan sonra da “Kadınım”ı yapan Tanju Okan, zirveye çıkar bir kez daha. Bu dönemde Tanju Okan’ın söz yazarı Mehmet Teo-man’dır. Bu işbirliği sonraki yıllarda da çok önemli bir plağın çıkmasına sebep olacaktır…
1980 yılında Garo Mafyan, Melih Kibar, Bora Ayanoğlu destekli “Yorgu-num” albümü çıkar Kent firmasından. Hem Kent’in, hem de Melih Kibar’ın en sıkı dönemleridir. Bu nedenle masraftan kaçınmadan, çok derli toplu kadrolarla yapılır bu albüm.
90′lı yıllarda Türk Popu’nun yeniden canlanışı, Tanju Okan’ın yeniden albüm yapmasına neden olur. “İşte Tanju Okan” 95′i yayımlar. Bu dönemde Urla’ya taşınan sanatçı, siroz hastalığına yakalandı ve 23 Mayıs 1996’da öldü.
DOSTUM TANJU OKAN
Onu ilk kez 1960 lı yıllarda bir yaz gecesi Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi bahçesinde kurulmuş seyyar bir sah-nede favorili- uzun saçlı haliyle tanıdım. Beyoğlu’nun ünlü mağazalarının o zamanki reklâm anlayışları doğrultusunda bazen böyle açık yerlerde, bazen da sinemaların suareleri öncesinde konserler düzenlenirdi…
Avrupa’da Tom Jones fırtınası esiyor, İstanbul’da da o, bu sanatçıya çok benzeyen fizik ve ses tonuyla giderek ünlü olma yolunda yükseliyordu.
Sonra kader Urla ilçesinde onunla yollarımızı buluşturdu. Otuz yıl önce bir lise öğrencisiyken hayranlıkla seyrettiğim, sesini zevkle dinlediğim bu insanla, aynı masada, işyerimde, bir restoran ya da Arasta’da, karşılaşmalarımız, koyu soh-betler yapmamıza imkân tanıdı… Yaşamı fırtınalıydı… Alkol alışkanlığı, evlilik sorunları ve gönül maceraları derken… Koyu sohbetlerimiz, bizi “sır” arkadaşı yapıverdi… Evlenip boşanmaları, nişanlanmaları, içip-içip sarhoş olmaları, hayatının bir parçası haline gelmişti… Ve sonunda, İzmir Fuarında sahne aldığı ilk gece tökezleyip düşmesi onun sanat hayatının sonu olmuştu… Artık, çok ender olarak İstanbul, Ankara ya da İzmir’de.. Ama ona yakışmayacak ücretlerle çalışmak zorundaydı. Eski Mercedes’ini de satmış, onun yerine ancak ucuz bir otomobil alabilmişti. Kıt kanaat geçiniyordu. Sıkıntıları onu adeta içten içe yiyordu… Sonunda hastalandı… Ege Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı… Tedavi ücretlerini karşılayacak durumda değildi…. Ona yardım için bir jübile düzenlendi… Ama elde edilen para, boğuntuya gidince Tanju Okan otomobilini satmak zorunda kalmıştı…
Bir bacağı kesildi… Kangrendi çünkü… Onu son görüşüm de bu günlere denk geliyor… Urla C.Savcı ve Yargıçları, yakınlığımı bildikleri için bir hastane ziyareti ayarlamamı istediler.. Mevsim kıştı. Ziyaret günü, inanılmaz bir yağmur vardı… Ayağı yeni kesilmişti ve ziyaret yasaktı… Bu sorun ziyaretçilerin kimliğinin açıklanmasından sonra çözüldü. Biz, özel bir izinle içeri girebildik. Yatakta upuzun yatıyordu. Zayıflamıştı. Bitkindi. Gözlerini zorlukla aralayabildi…
Önce ben sarılıp yanaklarından öptüm. Gözlerimizden birer damla yaş döküldü. Sonra ZİYARETÇİ YARGIÇ VE C.Savcı ları geçmiş olsun dileklerini iletti.
Kısa bir süre kaldık… Bir teselli, bir kaç umut söylendi. Vedalaştık…
Bu gerçekten veda’ydı… Ayrılırken kulağına fısıldadığım bir soruya karşılık, “Allah senden razı olsun hoca” dedi. “Allah ne muradın varsa versin… Beni mutlu ettin. Gözüm yollarındaydı, böyle günlerde gerçek dostlar çok bekleniyor”
Ağlamak üzereydi ve ben bunu görmemek için sırtımı döndüm… Hızlı adımlarla hastaneyi terk ettik…
Bir kaç gün sonra taburcu oldu ama umutsuzdu. Kurtarıla-mayacak kadar kan hücreleri ve akciğer elden gitmişti… Bir süre sonra zaten onu kaybettik.
Cenazesine gitmedim…
Biliyordum ki, birçok ünlü kişi, dostluk, bağlılık ve üzüntü nutukları atacaklardı. Oysa doktorlar ona alkolü yasakladığı günlerde elbirliği ile yataklı alkol tedavisine ikna edilebilseydi bugün bile belki yaşıyor olabilecekti… Belki sesiyle değil ama besteleriyle Urla’yı tanıtmaya devam edecekti…
“Benim en iyi dostum içkim sigaram,onlar da terk ederdi olmasa param” diyordu… Ölümünden sonra evi satılığa çıktı,.Müze olsun istedik,başaramadık.Beş paraya satıldı.On paraya satın alabilecek olup da parmağını oynatmayanlar gene mezarı başında ağıt yakacaklar ve ben gene orada olmayacağım.
En iyi iki dostu da ona ihanet etmişti ya, gerisi yalandı.
ALİ TÜRKHAZ
Dostlarım
Dudaklarım kurudu aşk ateşiyle,
Bir damla su verecek o pınar nerede?
Gözlerim bir noktada dalgın soruyor
Yıllardır dost bildiğim sevgilim nerede?
Benim en iyi dostum içkim sigaram
Onlarda terk ederdi olmasa param,
Canım kadar yakınım el oldu şimdi
Dünyada dost denilen kelime yalan
Her akşam efkâr basar garip gönlümü
İçerken kadehleri kırasım gelir
Suskun dudaklarımda sessiz bir şarkı
Ah ettikçe içimden bir alev gelir
Nerde bana sevgiyle uzanan eller?
Nerde bana söylenen o tatlı sözler
Büsbütün inançlarım yıkıldı bir bir
Bomboş kaldı dostluğa uzanan eller
Benim en iyi dostum içkim sigaram
Onlarda terk ederdi olmasa param
Canım kadar yakınım el oldu şimdi
Dünyada dost denilen kelime yalan
Urla’da doğmadı ama Urla’da gömülmeyi istedi.Urla’yı Türkiye’ye tanıttı, Urla’da onun adına bir heykel ve park var.
Şimdi o PARK’ta yaşıyor.
Bir de gerçek dost’larının gönlünde!
TARİHE YOLCULUK 1 (URLA TAHAFFUZHANESİ)
20 Mayıs 2009 Yazan admin
Kategori GEZELİM GÖRELİM, URLA'DAN, VİDEOLAR
Comments Off
type="application/x-shockwave-flash"> />
Urla İmece Yazı kurulumuzca Urla’nın tarihi ve turistik yerlerine düzenlediğimiz gezilerin ilki, Urla Karantina Adasında bulunan Urla Tahaffuzhanesi oldu. Tahaffuzhane’nin hikayesini ve bu günkü haline ait bilgiler haber videomuzdadır.
10. TANJU OKAN YAT YARIŞLARI URLA AYAĞI YAPILDI
Bu yıl 10. yapılan Tanju Okan Yat Yarışları sona erdi. Urla Kaymakamlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Urla Belediye Başkanlığı, Uriyat, Foça Yelken İhtisas Kulübü ve İskele Su Ürünleri Kooperatifinin işbirliğiyle gerçekleştirilen ve Billabong ile Denizbank’ın destek verdiği yarışmalar sonunda dereceye girenler ödüllendirildi. Kokteyl ve ödül töreni İskele Liman içinde yapıldı. Yarışçılar ve katılımcılar tören sırasında verilen konserle doyasıya eğlendiler.
27 teknenin katıldığı 10. Tanju Okan yat yarışlarında dereceye girenler şöyle;
Destek1 grubunda 9 borda numaralı Lem birinci, 5 borda numaralı Fly Tiger ikinci ve 24 borda numaralı Haz üçüncü, Destek2 grubunda 10 borda numaralı Saygılı birinci, 3 borda numaralı Vadi ikinci, 8 borda numaralı Liberta üçüncü, Destek3 grubunda 13 borda numaralı Can Kaptan birinci, 36 borda numaralı Orsa ikinci, 20 borda numaralı Beyaz üçüncü, Ahşap grubunda 37 borda numaralı Kiraz birinci, 39 borda numaralı Işık ikinci ve 4 borda numaralı Mayra isimli tekne de üçüncü olarak yarışmayı tamamladı.
Dereceye girenlere kupa verilirken yarışmada her kategorinin birincisine denizci bıçağı hediye edildi.




URLA ADD CUMHURİYET MİTİNGİ YOLUNDA

Cumhuriyet mitingleri tekrar yapılıyor. İlki 17 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenecek. Ardından Türkiye’nin diğer illerinde de benzer eylemler yapılacak.
17 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenecek olan mitinge 2 otobüs dolusu Urla ADD üyesi 100 civarı urlalı 16 Mayıs gecesi saat 11.00′da yola çıktı.

URLA’DA EKO – OKULLAR ÇEVRE ŞENLİĞİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Urla’da Eko-Okullar Çevre Senligi gerçeklestirildi
Öğrencilerin çevreye ilişkin konuların önemini kavramasını ve gerek kişisel, gerekse aile yaşamlarında bu konulara daha ciddi bir önem vermeleri amacıyla programlanmış bir proje olan Eko okullar projesine dahil Urla’da bulunan 6 ilköğretim okulu çevre şenliği düzenledi. 12 Eylül, 80. Yıl Gazi, Asiye Hüseyin Akyüz Bilim, Albay Çolak İbrahim Bey, MEV Koleji, Perihan Celalettin Demirgüreş İlköğretim okullarının düzenlediği Çevre Şenliği 2 gün sürecek.
Urla Hakan Çeken Kültür Merkezi Sergi Salonu’ndaki sergi açılışıyla başlayan etkinliklerin ilk günü okulların doğa ve çevre konulu gösterilerinin yer aldığı program gerçekleştirildi. Program sonunda Eko-Okullar projesine katkılarından dolayı Urla Belediye Başkanı M. Selçuk Karaosmanoğlu ve İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Mesut Tamer’e plaket sunuldu. Urla Belediye Başkanı M. Selçuk Karaosmanoğlu, okullara ellerinden geldiğince her türlü desteği vermeye çalıştıklarını dile getirerek “Yeni nesil çevre ve doğa konusunda çok bilinçli. Büyüklerin onlara örnek olması gerekirken onlar büyüklere örnek oluyorlar. Hepsi ile gurur duyuyorum. Çok güzel eserler ortaya çıkarmışlar. Hepsini kutluyorum. Emeği geçen öğretmenleri ve okul yöneticilerini de tebrik ediyorum” dedi. Karaosmanoğlu, konuşmasının ardından eko okulları proje danışman öğretmenleri ile okul yöneticilerine Türk Bayraklı flama hediye etti.
Çevre Şenliği yarın (15 Mayıs Cuma) Turmepa Deniz Temiz Derneği İzmir Şubesi tarafından verilecek deniz temizliği eğitimi ve ardından yapılacak sahil temizliği ile devam edecek.
DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ URLA’DA DA KUTLANDI
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü Urla’da kutlandı. Urla Kuşçular Köyü’nde yapılan etkinlikte sebze, çiçek ve hayvancılık dallarında yarışma düzenlendi.
Urla Ziraat Odası’nın başkanlığında düzenlenen etkinliğe Urla Kaymakamı Şahin Bayhan, Belediye Başkanı M. Selçuk Karaosmanoğlu, İl Genel Meclis üyesi Seyfettin Şen, İlçe Tarım Müdürü Pervin Altınçınar, muhtarlar, kamu kurum ve kuruluşların temsilcileri ve çiftçiler katıldı.
Kuşçular Köyü Muhtarı Halil Arslan’ın konuşmasıyla başlayan etkinlikte muhtar Arslan, çiftçilerin gününü kutlarken köylerine kazandırdıkları Atatürk büstünün açılışını gerçekleştirmekten gurur duyduklarını dile getirdi.
Atatürk’ün ‘Köylü milletin efendisidir’ sözünü hatırlatarak konuşmasına başlayan Urla Kaymakamı Şahin Bayhan, “80 yıllık cumhuriyet tarihimizde Türk köylüsünün nereden gelip nereye gittiğini irdelememiz lazım. Çünkü Türk köylüsü 12 ay üretim yapar hale geldi. Bunu da köylümüzün çalışkanlığına borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Ayrıca bugün Atatürk büstünün açılışını gerçekleştirmekten onur duyuyorum” dedi.
Ziraat Odası Başkanı Nurettin Kılınç, “Temel ihtiyaç maddelerimizin tamamının ham maddesini köylülerimiz, çiftçilerimiz yetiştiriyor. O nedenle köylümüzün desteklenmesi, teşvik edilmesi gerekiyor. Çünkü tarımda kullandığımız girdiler, sanayide kullanılan girdilerden daha pahalı. Tarım teşvik edilecek ki, çiftçilerimiz üretecek ve halkımızın temel ihtiyaçlarını karşılayacak” dedi. Toprağın kutsallığına da değinen Kılınç, “Toprak vatandır, toprak anadır, dolayısıyla toprak kutsaldır. Bu kutsal toprakların imara açılmasına karşıyız. Dağa, tepeye, kayaya her yere ev yapılabilir. Ancak verimli toprak imal edilemez. Sadece üreticilerimizin desteklenmesi için değil ülkemizin kalkınması için planlama yapılmalı” dedi.
Konuşmaların ardından köy muhtarlığının girişimleriyle yaptırılan Atatürk büstünün açılışı gerçekleştirilirken sebze, çiçek ve hayvancılık dallarında düzenlenen yarışmada dereceye girenlere ödülleri verildi.
Urla Ziraat Odası Başkanı katılımcılara ve etkinlikte emeği geçenlere teşekkür ederken 2 yıldır İlçe tarım Müdürü olarak görev yapan ve tayini çıkan Pervin Altınçınar’a başarılı çalışmalarından dolayı plaket sundu.
Etkinliğe katılan İl Genel Meclis Üyesi Seyfettin Şen, Urla çiftçilerinin ve üreticilerinin bir araya gelerek hem ürünlerini sergiledikleri hem de Ulu Öndermiz Mustafa Kemal Atatürk’ün büstünün açılışının yapıldığı etkinliğe katılmaktan onur duyduğunu belirterek “Urla’nın 13 köyü var ve hepsinin ayrı ayrı özelliği, güzelliği bulunuyor. O nedenle Urla’ ya, Urla’nın köylerine önem vermemiz gerekiyor. Etkinliği düzenleyen ve emeği geçenlere teşekkür ediyor, tüm çiftçilerimizin gününü kutluyorum” dedi.
Çiftçiler, ürettikleri ürünleri kooperatifler aracılığıyla sattıklarını, ancak kooperatiflerden zamanında ücretlerini alamadıklarından yakınırken, gübre fiyatlarının da yüksekliğinden dem vurdular.
Haber & Foto:Urla Belediye Basın Merkezi
URLA’DA İZ BIRAKANLAR MÜFTÜ AHMET VEFİK EFENDİ (Ahmet Vefik Ural)

Kurtuluş Savaşına destek veren din adamları kitabı ve daha birçok kaynaklarda Urla’da kurulan ilk kuvvayı milliye hareketinin içinde zamanın Urla Müftüsü’nün de bulunduğunu görmekteyiz. Bu kişinin Atatürk’ün Urla’yı ziyaretlerinden biri olan 30 Haziran 1926 günlü yürüyüşü sırasında da ikinci safta fotoğrafı görünmektedir.
Kimdir Ahmet Vefik Efendi?
Urla yerlilerinden ve Urla eski kabristanında gömülü Hacı Bekir efendi’nin oğlu Hacı Hafız Mehmet Efendinin 8 evladından biridir. Öteki kardeşlerinden biri eczacı Mehmet, ötekiler dava vekili Ekrem, Kızı Dr. Bedia, Nurettin ile adları saptanamayan biri erkek öteki kız olmak üzere genişleyen ailede kardeşlerden Osman efendi 7 evlat sahibi olmuş, Nazmi, Hüseyin, Selahattin, Refika, Bedriye ve Adivye adlı bu kardeşlerden Hüseyin’in baldızının oğlu da Tayyareci Hasan Bey namıyla bilinen Türk Hava Kurumu Urla Şubesinin ilk başkanı ve Belediye Başkanlığı yapmış olan,oğlu ALGAN TÜMERK ile torunu Hasan ve onun eşi Nihal de İmece Dergimizle gazetemizin köşe yazarlarından dır. Osman efendinin oğullarından biri de Urla Belediye Başkanlığı yapmış olan İsmail Hakkı Bey (Ural) da İzmirin ilk avukatlarındandır.
İsmail Hakkı beyin dört oğlu Erdem, Erdal, Ünal ve Oktay hayatta bulunmakta, bunlardan Oktay URAL İTÜ Profesörü, Dr. Erdal Ural dergimiz köşe yazarı olup kalp ve damar hastalıkları uzmanıdır.
Bunlardan ölmüş olanların birçoğunun kabri Urla eski kabristanında olup onursal anlamda ilgi beklemektedir.
Gazetemizin 8.5.2009 sayılı nüshasında bu fotoğraf altındaki kişi Sabri YILMAZ (Deli Sabri)olarak sehven yazılmıştır. Sabri Yılmaz’ın fotoğrafı da ayrıca sunulacaktır.
Start Slide Show with PicLens Lite95 YAŞINDA UD’U ÇAĞA UYDURAN KEMAN İMALATÇISI

95 yaşında bir delikanlı o. 1914 İzmir Güzelyalı doğumlu Turhan Ergök. “Beş yaşında Yunan işgalini yaşadım” diyor kendini anlatmaya başlarken. O yıllar bir film şeridi gibi canlanıyor bir anda hafızasında:
-Yunan askerleri evimize geldi, silah tutabilen herkesi aldılar, evlerde silah aradılar, babamı bile götürdüler. Dedem Rum muhaciriydi, onlarla konuştu ve ikna etti daha sonra babamı bıraktılar, diyor hüzünle o yılları anımsarken.
-O yıllarda babamın işleri çok bozuldu, ülke genelinde ekonomik sıkıntılar vardı. Babam daha sonra inşaat malzemeleri ve bakkaliye işleri yaptı ama işlerimiz hala bozuktu. Ben ilkokulda elişi derslerinde çok başarılıydım. Bu nedenle Sanat Okulu (bu günkü Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi)’na yazıldım. Sanat Okulu’nu birincilikle bitirdim, diye devam ediyor kendini anlatırken.
Turhan Ergök 1928 – 1929 yıllarında Sanat Okulu birinci sınıfını birincilikle geçtikten sonra, 1930 yılında Sanat Okulu’nun ikinci sınıfında makine (torna) bölümüne geçmiş. 1935 yılında okul birincisi olarak mezun olmuş. İş yaşamına Kırıkkale Silah Fabrikası’nda makine modelciliği ile başlamış. Askerlik görevinden sonra Kayseri Tayyare Fabrikası ve Eskişehir Tayyare Fabrikası’nda teknik resim elemanı olarak görev yapmış. 1943 senesinde birincilikle mezun olduğu Sanat Okulu’na bu sefer model öğretmeni olarak geri dönmüş.
-Sanat Okulu’nda 9 sene görev yaptıktan sonra 1952’de Balçova’da kendi işyerimi açtım ve makine modelciliği ve ahşaptan süs eşyaları üretip sattım. Bu günlerde 1932’de satın almış olduğum kemanım bozuldu. Onu tamir etmek istedim. Kemana hasar vermeden söktüm. Hasarsızca söküm işini yapınca modelini çözümledim ve bu cesaretle onu tamir ederken o kemanın bir de kopyasını yaptım. Bu ilk keman üretimim oldu. Daha sonra 1970’de ikinci kemanımı yaptım, diyor Turhan Amca gurur ile ilk kemanlarını bizlere gösterirken.
-İkinci kemanımı yaptıktan sonra benden bilardo istekası üretmem istendi. Dokuz sene Türkiye’nin en kaliteli istekalarını ürettim ve bu sırada yerime kalfalar yetiştirdim ve bu işi onlara bıraktım, onlar devam ediyorlar, diye anlatıyor Turhan Ergök duvarında duran istekaları gösterirken.

Turhan Ergök isteka üretiminden sonra normalde 2 senede 1 tane üretilebilen kemanlardan bir anda tam sekiz tane birden üretmeye başlamış ve sekiz kemanın üretimini iki senede gerçekleştirmiş. El yapımı keman üretimi işine profesyonel olarak neden devam etmediğini sorduğumda bir hüzün kaplıyor Turhan Ergök’ü ve
-Bu işte marka olabilmek çok zor, bir Stravari 200 senede marka olabildi ve kemanlarının çoğu artık müzayedelerde ve müzelerde muhafaza ediliyor. Keman ağacı özeldir, kelebek ağacından üretilir. Bir metre çapındaki ağaçların biçilmesiyle elde edilir. Gerekli yerlerden beklediğim teşvikleri alamadım. Ayrıca yurtdışından özellikle Çin’den çok ucuz kemanlar geldi. 100 liraya kutusuyla beraber satılıyor. Konservatuarlarda hocalar öğrencilerine bu ucuz kemanları tedarik ediyor. Öğrenciler de işi iyice öğrendikten sonra kemanın iyisini alıyorlar. Bu nedenle bu merakım ve yeteneklerim bir hobi olmaktan öteye gidemedi, diye cevaplandırıyor sorumu.

BİLGİ PAYLAŞILMALIDIR
Turhan Ergök bir öğretmen. Senelerce öğretmenlik yapan ihtiyar delikanlı sürekli yeteneklerini, sırlarını ve birikimlerini gençlere, bu işlere gönül verenlere aktarmış. Bu nedenle hep de eleştirilmiş yakınlarınca ama
-Bilgi paylaşılmalıdır ki ileriye gidebilsin, geliştirilebilsin. Bende kalmış bilginin benden başka kime faydası var? diyerek hep birilerine bir şeyler verebilmeye çalışmış. Keman üreticisi olmasının yanında müzik bilgisi ve yeteneği de çok üstün olan Turhan Ergök, Urla Darüşşafaka Rezidans’ın konukları arasında aynı ortamı paylaşan Kıbrıslı 1927 doğumlu hobi olarak ud çalmakta olan Mustafa İbrahim’e nota-solfej bilgilerini aktararak halen öğretmenlikte yapıyor. Bu öğretmenliği sırasında da yaratıcılığına yeni bir boyut getirmiş Turhan Ergök. Kısa aralıklarla ud’unun akordu bozulan Mustafa İbrahim ona yeni bir ilham vermiş ve Urla Darüşşafaka Rezidans marangozhanesinde kendi uduna gitar akort sistemini montaj ederek “akordu kısa sürede bozulmayan” bir ud modeli imal etmiş.
Eşine az rastlanır bir ahşap ustası, marangoz ve öğretmen olan 95 yaşındaki Turhan Ergök Keman’ın yanı sıra, notalı Mandola ve Ud da çalabiliyor.



